WANDAVISION İNCELEMESİ

 

 JAC SCHAEFFER (2021- )

 

IMDb: 8,2

 

TÜR: Aksiyon, Komedi, Dram

 

OYUNCULAR: Elizabeth Olsen - Wanda Maximoff, Paul Bettany – Vision, Kathryn Hahn – Agnes, Teyonah Parris - Monica Rambeau, Josh Stamberg -  Director Tyler Hayward, Randall Park - Jimmy Woo, Kat Dennings - Darcy Lewis, Julian Hilliard - Billy Maximoff, Jett Klyne -  Tommy Maximoff, Evan Peters -  Pietro Maximoff

 


WandaVision’ın yayınlanmasıyla, Marvel Sinematik Evreni’nin dördüncü fazına adım atmış durumdayız. Marvel Sinematik Evreni için fırtına öncesi sessizlik niteliğinde olması beklenen WandaVision’ın ilk iki bölümü, klasik sitcom göndermeleri, siyah beyaz formatı ve stüdyoda yer alan canlı izleyicilerin kahkaha çeşnileriyle, Marvel Evreni’nde alışılmışın oldukça dışında bir formatla karşımıza çıkıyor.

Her şeyden evvel vurgulamak lazım: WandaVision sadece bir girizgah niteliğindeki, neredeyse hiçbir aksiyon sunmayan ilk iki bölümüyle herkese göre bir dizi değil. Marvel evrenine dair hakimiyeti çok yüksek olmayan ya da Marvel evrenini zaten çocuksu bulanlar için yayınlanan bölümlerin bir memnuniyet yaratamamasına kesin gözüyle bakıyorum. Sinematik evreni seven, ama çizgi romanlara çok da ilgi duymayanları da hayal kırıklığı yaşayacaklar listesine ekleyebiliriz. Çünkü normalde herkese hitap etmesine alışkın olduğumuz Marvel’ın sinema-televizyon ayağında belki de ilk kez bu kadar gerçek fanlara göre bir yapımla karşı karşıyayız. WandaVision’a bir şans vermek gerektiğini anlamak için, bu diziyle evrenin frenlerinin patlayıp, bundan sonra her şeyin yepyeni bir seyir alacağının farkında olmanız gerekiyor. Şimdi buradan sonra spoilerlı inceleme kısmına geçiyoruz.



SPOILER ALERT

1. Ve 2. bölüm

İlk bölümde Wanda ve Vision’ı Amerika’da Westview adlı eyalete yeni taşınan bir çift olarak görüyoruz. 1960’ların sitcomları tadında, gülme efektleriyle ilzediğimiz ilk iki bölüm, siyah beyaz olması itibarıyla sıkılgan izleyicileri kolayca itebilecek niteliklere sahip. Aynı zamanda dizinin devamı için de ufak ufak gerginlikler, ipuçları ve tuhaflıklar koyarak merak uyandırıyor ama çizgi romanları okumayanlar için devamına dair herhangi bir tahminde bulunmak da henüz zor oluyor. Dizide ilk iki bölümde gözümüze sokulan en büyük ipucu Vision’ın patronlarıyla yedikleri akşam yemeğinde, patronun boğazında yemek kalması ve eşinin “stop it” yani “dur artık” derken bozuk plak gibi takılıp kalması, bir süre sonra bunu Wanda’ya bakarak söylemesi en heyecanlı sahnesiydi bu ana kadar. Bu tür motor mekanizmamızı bozan sahneler dizide favori şeyim oldu. İlk iki bölüme dair söylenecek çok bir şey olmamasıyla birlikte karakterlerden bahsedelim. Çizgi romanlara hakim birisi olmadığım halde çizgi roman severlerinden duyduğum teorilerle komşu Agnes’in çizgi romanlardaki Agatha rolünde olduğunu duymuştum. Bu yönde teoriler vardı ki nitekim son bölümlerde doğru olduğu da ortaya çıktı. Dizi de oyunculuğunu izlemenin en zevkli olduğu karakter olduğunu düşünüyorum. Captain Marvel’da Monica olarak izlediğimiz Teyonah Parris’i de gördük ikinci bölümde. Jimmy Woo rolüyle Randall Park’ın ve ilk iki bölümde henüz kendisini göremesek de geleceğini bildiğimiz Kat Dennings’in canlandırdığı Darcy’den hareketle, Wanda’nın zihninde ya da bu yeni gerçeklikte ne oluyorsa, hepsinin failleri olan önemli yan karakterlerin, Marvel evreninde ya da çizgi romanlarda geçen kişiler olduklarını söyleyebiliriz.



3. bölüm

70’li yıllarda geçen üçüncü bölümde, geçtiğimiz iki bölümden daha fazlasını bulduğumuz bir bölüm izledik ve buradan sonra da artık, dizi yeni başladı gibi hissediyorum. Artık olayların yavaş yavaş başladığı kısma geçiyoruz ve sitcom tadını geride bırakıyoruz. Bu bölümde Vision’un yavaş yavaş bir şeyleri sorgulamaya başladığını görüyoruz. Wanda’nın da gerçekten burada neler yaşandığından haberi yokmuş gibi tepkiler vermesi bu gerçekliğin Wanda’nın kendi isteğiyle mi yoksa başka bir güç tarafından mı yapıldığı konusunda çelişkide bırakıyor. Agnes ve Herb’in davranışları, Herb’in çiti budamasının tuhaflığından başlayarak bölüm sonunda Vision’un ağzını aramaları, söylemek istedikleri bir şeylerinin olması ancak bir türlü baklayı çıkartamamaları ve Geraldine’in Wanda ile yalnız kalmasından endişe duymaları gibi olaylar, 20 dakikalık bölümün kısacık bir anını kaplıyor olsalar da bence kilit niteliğindeydiler. Vision haricindeki bütün karakterlerin farkındalığı da söz konusuymuş, bu bölüm bunu da öğrenmiş olduk. Bir önceki bölümde bu karakterlerin Wanda’nın yoktan, kendi bilinciyle var ettiği karakterler olmadıklarını fakat henüz farkına varmadıklarını düşünüyorduk. Bu bölümde ise aslında onların da kendi üzerlerine düşen rolü oynadıklarının gayet farkında olduklarını; Wanda ve Vision tarafından görülmedikleri her anda da bunun üzerine endişeleniyor olabileceklerini öğrendik.

Vision’un hesaplarını bile eksik bırakacak kadar hızlı doğan ikiz erkek bebeklerimizden Tommy ve Billy, biri Wanda’nın diğeri ise bu bölümde isminin geçtiği Pietro’nun güçlerine sahip olacaklar. Bunu da daha çok, anne karnından büyü yapmaya başladığını, Wanda’nın yok etmek için uğraşmasına rağmen büyülü bir şekilde yok olmayan leylekten, kelebekler uçtuğunda ve üzerindeki paltonun rengi değiştiğinde “Bunu kim yapıyor?” diye sorarak şaşırmasından çıkartıyoruz.

Gelelim, bölümün sonuna. Wanda, ikizlerine bakıp anadilinde ninnisini okurken, kendisinin de ikizinin olduğundan bahsetti ve Pietro’yu andı. Buraya kadar her şey, acıklı da olsa normaldi fakat önceki bölümde Monica olarak tanıdığımız, Westview’e giriş yapmış olan Geraldine, Pietro’yu Ultron’un öldürmesinden bahsedince, işte orada bir gerginlik başladı. Wanda orada Geraldine’in dışarıdan birisi olduğunu anlıyor ve kendi dünyasından kovuyor onu.


4. bölüm

Dördüncü bölüm Monica’nın nasıl Westview’e girdiğini öğrenmemizle açılıyor. İlgi çekici bir başlangıçla başlayan dizi bizi ekrana kitliyor. Bu bölüm Wanda’nın oluşturduğunu düşündüğümüz gerçekliğin dışında, SWORD ajanlarının arasında mekik dokuduğumuz bir bölüm. Bu bölüm Wanda’nın oluşturduğunu düşündüğümüz gerçekliğin dışında, SWORD ajanlarının arasında mekik dokuduğumuz bir bölüm. Thor filminden tanıdığımız Darcy karakteri de bu bölümde giriyor diziye ve olaylar onun sayesinde çözülmeye başlıyor. Bazı sorularımız cevaplanırken bazıları hala soru işareti olarak kalıyor. Hatta en büyük merak konusu olan bu gerçekliğin gerçekten Wanda tarafından mı yoksa başkası tarafından mı yönetildiği ve oluşturulduğu hala net değil. Kafa karışıklığımız devam ediyor ve diziyi sevme nedenimiz de tam olarak bu 😊


5. Bölüm

İlk dört bölümde her yeni bölümün bir öncekinden daha iyi olduğu konusunda herkes hemfikirken beşinci bölüm de bunu kanıtlıyor. Darcy’nin adlandırmasıyla hem “Hex”in içinde hem de dışında yaşananları eşzamanlı olarak izliyoruz. Aynı zamanda ikizlerin güçlerinin de Wanda’nınkiyle hemen hemen aynı olduğunu, Wanda’nın uyutma büyüsünün onların üstünde işe yaramadığı görünce anlıyoruz. Wanda’nın SWORD’u basıp Vision’ın robotik bedenini kaçırdığını görüyoruz. Yani Vision’ı gerçekten yeniden canlandırmış güçleriyle diye düşünüyoruz. Bizim öyle düşünmemiz isteniyor daha doğrusu. Bölümün en güzel beklenmedik sahnelerinden biri, Wanda’nın Hex’den aniden çıkıp SWORD’a gözdağı verdiği harika sahne. “elinde silahları olan ben değilim” repliği zekice ve Wanda’nın zararsız olduğunu göstermeye çalışan bir detaydı. Geldik bölümün sonunda hepimizi heyecandan yerimizde zıplamamıza sebep olan, büyük bir mutluluk duyduğumuz o sahneye. “Evan Peters mı oooo??” Diyip kaldığımız sahne artık MCU’da çoklu evrene girişin anahtarı oldu. Aslında tam olarak bu noktada işler birazcık karışıyor -ki bu bizim işimize gelir- çünkü her ne kadar Pietro Maximoff geri gelmiş olsa da bu Pietro ve Wanda’nın hayatı birbirinden oldukça farklı. Pietro doğuştan mutant olarak doğmuşken Wanda, HYDRA’nın yaptığı deneylerin bir ürünü. Öte yandan bir diğer sorun ise Wanda ve Pietro’nun aile geçmişleri. Marvel Sinematik Evreni’ndeki Wanda’nın babasını ismini biliyoruz ve bu, çizgi romanlardan farklı olarak hiç de bizim beklediğimiz gibi Magneto değil. Diğer taraftan şimdi Wanda’nın karşısına çıkan Pietro, babasının Magneto olduğundan haberdar. Tabi dizi bu noktalara hiç değinmiyor. Bunu da gelecek bir X-Men filmine bırakacaklarını umuyorum.


6. Bölüm

Altıncı bölüme geldiğimizde artık Quicksilver’ın da gelmesiyle Wanda’nın bu yapay ailesi tamamlanmış gibi duruyor. Buraya kadar, Wanda’nın kendi kardeşinin suratının değiştiğini fark etmemiş olması dışında bir sorun yok aslında. Dizi bize burada aslında spoiler vermiş, Pietro’yu Wanda’nın getirmediğine dair, bunu da bir sonraki bölümde anlıyoruz zaten.

Vision’ın şüpheleri ise geçtiğimiz bölümün sonunda bıraktığımız yerden devam ediyor. Wanda, Pietro ve çocuklar Halloween için sokaklardayken, Vision kasabanın daha önce gitmediği yerlerini keşfe çıkıyor. Beklediğimiz gibi Vision, Westview’in dışında olanları görmek, nasıl bir durumun içerisinde olduğunu anlayabilmek ve tabii ki Wanda’nın bilerek veya bilmeyerek esir aldığı insanları kurtarmak istedi. Hex’in sınırına yakın yerdeki insanların ne hâlde olduklarını görüyoruz Vision’la birlikte. Gerçek dünya ile Wanda’nın dünyası arasında sıkışmışlar ve ne ölüler ne de yaşıyorlar. Acı içinde oldukları belli. Gidilmemesi Wanda tarafından ısrarla tembih edilen caddenin sonunda, Agnes ile karşılaşıp onu da uyandırınca, bir ihtimal Vision sayesinde ulaşacağımızı düşündüğümüz sorularımız yine cevapsız kaldı. Bu bölümün en güzel kısımları ise kesinlikle ikizlerin güçlerini görmemizdi. Tommy’nin dayısı gibi bir hız gücüne, Billy’nin ise annesi gibi mistik güçlere sahip olduğunu gördük.

7. Bölüm

Hiç vakit kaybetmeden dizinin en sonda söylediğini biz en başta söyleyelim. Birkaç bölümdür üzerinde teoriler üretilen Agatha Harkness’ın, bu bölümde her şeyin arkasında çıkması, hepimizin beklemesine rağmen inanılmaz bir şoka sebep oldu. Her ne kadar Agatha Harkness’ın diğer Westview vatandaşlarından daha önemli olduğunu bilsek de bu bölümde anlatıldığı gibi her şeyin arkasında onun olmasını hiç beklemiyorduk. WandaVision’ın ana kötüsü Agnes olabilir ama ben daha bir villaina aracı olduğunu da bir seçenek olarak kenarda tutuyorum. Çünkü biliyoruz ki bu dizi direkt olarak Dr. Strange’in ikinci filmiyle bağlanacak ve o filmin asıl kötüsüne bir aracı olabilir. Çizgi romanlara da hakim olmadığım için rastgele teori atıp tutmak istemem ama Agnes her şeyin sorumlusu olarak çıkmaz ve bölüm de bir twist olursa şaşırmam.

Bu bölümde Marvel Evreni’ni etkileyen bir diğer olay ise Monica Rambeu’nun, Darcy’nin uyarılarını dikkate almayıp bir kez daha Hex’in içine girmesiydi. Darcy’nin de söylediği gibi hücreleri yeniden kodlanan Monica, Hex’in içine girdiğinde elektromanyetik alanları görmeye başladı ve böylece süper kahraman güçlerine sahip oldu. Çizgi romanlarda güçlerini, bombalanan New Orleans limanında görev başındayken kazanırken dizide bu güçler, Wanda’nın açtığı kalkanın içinden geçmesiyle oluştu. Hücreleri yeniden programlanarak süper güçlerine kavuşan Monica Rambeu’nun, Marvel Sinematik Evreni’nin ilk mutantı olabileceği konuşuluyor teoriler arasında. Marvel Sinematik Evreni’ndeki ilk mutantlara bakıyor olabiliriz anlayacağınız.

8. Bölüm

Bu bölümde büyük bir ilerleme kat ettik. Wanda’nın küçüklüğünden itibaren travmalarını, hayatından önemli anlarını ziyaret ettik. Özellikle Vision’ı canlandırdığını düşündürten dizi, ters köşesini buradda yaptı. Aslında Wanda, Vision’ın bedenini çalıp canlandırmamış. Wanda, Vision’ı kendisinden yaratmış, bunu gördük ve nereden baksanız baya büyük ve etkileyici bir bilgiydi bu. Vision’ın çemberden dışarı çıkamamasından hareketle, varlığının zaten buraya bağlı olduğunu anlamıştık ama şu an dirilmediğinden de, Hayward’ın herkese söylediği gibi Wanda’nın bedenini almadığından da, Wanda’nın Vision’ının aynı Vision olmadığından da eminiz. Hayward’ın yalanın altında yatan sinsi planın ne olduğunu bölüm sonunda gördük. Çizgi roman okurlarından öğrendiğim White Vision diye bir karakter dahil oldu evrene. Bakalım bir sonraki bölümde White Vision vs bizim Vision gibi bir karşılaşma görecek miyiz? Öte yandan ikizler gerçekten var oldular mı? yoksa sadece bir büyü sonucu mu ortaya çıktılar? ve Hex dışında var olacaklar mı? kesin bir şey bilmiyoruz hala.

İlk bölümlerde Hayward, ekibi Wanda hakkında bilgilendirirken bilinen başka bir ismi olmadığını söylemişti. Bunu özellikle ilk bölümlerde belirtmelerinin sebebi varmış onu anladık. Hatta ben o sahne de “Scarlet Witch adı ne olacak?” diye kendi kendime sorgularken bu bölümde anlamış oldum. Meğerse MCU’da daha önce hiç Scarlet Witch olarak anılmamış Wanda. Süper kahraman adını burada ilk kez aldı, etmemiştim daha önce ve adını alışını izlemek hoşuma gitti.


9. Bölüm

Sekizinci bölümün kaldığı yerden başladı bölüm, Agnes Wanda’nın gücünü emmeye çalışırken White Vision beliriyor ortalıkta. Sekizinci bölüm sonunda beklediğimiz gibi bu bölüm White Vision vs Vision sahnesi gördük ki mantıklı bir şekilde tatlıya bağlanarak bitti kavgaları. Artık Scarlet Witch diyebildiğimize göre, Scarlet vs Agnes’in güç gösterileri de görsel açıdan oldukça güzeldi. Scarlet güçlerinden vazgeçti, ailesiyle yaşamayı seçti diye düşünürken bir ters köşe yiyoruz. Scarlet’in galibiyeti sonucunda Agnes’in bana ihtiyacın olacak demesi ve üzerine Scarlet’in “o zamn sen nerede bulacağımı biliyorum” demesinden Agnes’i bir daha göreceğimizi biliyoruz artık. Bu da büyük ihtimalle Dr. Strange filminde olacak. Seyir keyfi yüksek bir bölüm oldu genel olarak ve kavga sahneleri özellikle keyifliydi. Bu bölümde ikizlerin ve Monica’nın güçlerini de artmış net olarak görmüş ve anlamış olduk. Dizi boyunca bir sürü süper güç sahiplerinin güçlerini sergilemesi teker teker karakter tanıtımları gibi olmuş. İkizlerin de Hex dışında bir varlıkları olmadığı netleşmiş oldu ki bu beni bir miktar üzer. Küçük Wanda ve küçük Quicksilver görmek çok tatlı değil miydi? White Vision’a bizim Vision’ın belleği aktarıldıktan sonra “ben Vision’ım” dedi ve yok oldu ondan sonra bir daha görmedik. Devamını Dr. Strange filmine bıraktılar diye düşünüyorum yoksa cevapsız bir soru olarak açık kalmış bir sorun olurdu.

Üretilen teorilerden neredeyse hiçbirisi tutmadı, beklentiler gerçekleşmedi. Fan teorileri hayal kırıklığına uğradı. Zaten filmin yönetmeni de final bölümü yayınlanmadan önce tam olarak bunu söylemişti: “Teori üretenler hayal kırıklığına uğrayacak.” Ne Doctor Strange cameosu ne Mephisto göremedik. Bu teorilere şahsen ben çok beklentimi yükseltmedim o yüzden benim için bir hayal kırıklığı olmadı, beklentimi karşılayan bir final oldu. AMA tek bir hayal kırıklığı haricinde… Ulan Kevin Feige sen bizle dalga mı geçiyorsun, Agam bizimle eylenir diyerek izledim o sahneyi… evet Bohner sahnesi. X-Men evreninden tut getir Evan Peters’ı, sonra Quicksilver rolüne oyuncu olarak getirilen bir adam çıksın, seyirciyle dalga geçmek değil de nedir? Duygularımızla oynanmasını geçiyorum ne kadar gereksiz bir twist olduğunun altını çiziyorum.

 


Genel olarak WandaVision beklentimin bir hayli üstündeydi. Açık konuşmak gerekirse ilk başta diziyi izlememeyi düşünüyordum hatta izlemiyordum. Taa ki sosyal medyada Quciksilver’ın diziye geldiğini görene kadar. Beni diziyle ilgili heyecanlandıran ve meraklandıran tek şey bu oldu. Aslında koca Marvel Evreni için de beni tek heyecanlandıran X-Men evrenine açılması olur. Var bir dileğimiz be Kevin Feige Bey. Son bölüm sonrası duygularımızla oynandığını fark etsek de benim hala bir X-Men evreni için umudum var, sonuçta haklar da Marvel’a geçmişken neden olmasın. Buradan X-Men evrenine bağlanacağını hala umuyorum çünkü başka türlüsü sadece fanları heyecanlandırıp gösterip vermemek olur ve anlamı kalmazdı. Sadece bunun için de Evan Peters yerine başka birini kolayca bulabilirlerdi -eğer tek amaçları bizimle dalga geçmek değilse tabii- . Evan Peters’ın özellikle oynatılmasının sebebi kesinlikle x-Men evrenine giriş olacağını hala düşünüyorum. Her ne kadar yakın zamanlı bir plan olmasa da. Elbet bir gün diyelim…

WandaVision’ın bu farklılığı ve şaşırtan derecede iyi bir dizi olması beni bir tık da olsa MCU’nun geleceğine dair umutlandırdı. Endgame sonrası MCU hype’ım biterken bu diziyle birlikte bir miktar yapımlarını takip etme isteği uyandı içimde. Bakalım sıradaki Marvel yapımı The Falcon and the Winter Soldier nasıl olacak?

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

PEAKY BLINDERS 6. SEZON

SİNEMA VE FELSEFE SEMPOZYUMU

HAFTALIK HABERLER -1-

4. DUVARI YIKAN YAPIMLAR

THE DARK KNIGHT İNCELEMESİ

THE MARVELOUS MRS. MAISEL İNCELEMESİ

FLEABAG HAKKINDA BİLMENİZ GEREKEN 11 DETAY

THE LORD OF THE RINGS: THE RETURN OF THE KING İNCELEMESİ

HAFTALIK HABERLER -2-

DISCONNECT İNCELEMESİ