BİR BAŞKADIR İNCELEMESİ

 BERKUN OYA (2020 )

 

IMDb: 8,6

 

TÜR: Dram

 

OYUNCULAR: Öykü Karayel - Meryem, Fatih Artman – Yasin, Funda Eryigit -  Ruhiye, Defne Kayalar  - Peri, Settar Tanriögen - Ali Sadi Hoca, Tülin Özen – Gülbin, Bige Önal - Hayrunnisa



Berkun Oya’nın yazdığı ve yönettiği Bir Başkadır’ı genel anlamda bir ele almak gerekirse, alışık olduğumuz televizyon dizilerinin anlatım dilinden tamamen uzak bir hava mevcut. Oyunculardaki doğallık, hissettirdiği duygular ve yaşanan tüm psikolojik durumlar, yapılan küçük dokunuşlar, göze batmayan hatta tam tersi memnun bırakan kamera kullanımı derken her yönüyle başarılı bir yapım olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Netflix’in uçuk kaçık kurgulu Türk dizilerinden sonra “Ee, o kadar uçlara gitmeye gerek yokmuş sanki?” dedirtti. Çünkü gayet basit bir anlatımla, ne süper kahraman ne de bilim-kurgu vari acayip yaklaşımlara gerek kalmadan oldukça hayatın içinden bir konu ile bu diziyi tutturmayı başarmışlar. Diziyle ilgili rahatsız olduğum, memnun kalmadığım şeylerin sayısı neredeyse yok gibi. Oldukça rahat, tamamen doğal bir anlatımla ve bu anlatıma eşlik eden başarılı tekniklerle ortaya keyifle izlenesi bir dizi çıkmış. Açıkçası uzun zamandır bu kadar keyifle bir Türk dizisi izlediğimi hatırlamıyorum. Genel bir bakışla bunları söyleyebilirim.

Bir Başkadır, anlatısını özellikle birkaç karakter üzerine yoğunlaştıran bir dizi değil. Aksine, ekran süreleri birbirlerinden farklı olsa da her biri çizilen Türkiye portresine ve anlatılan hikâyeye benzer düzeylerde katkılar sunan karakterleri bir araya getiriyor. Anlatı, Öykü Karayel’in hayat verdiği Meryem’in gündelikçilik yaptığı evde bayılmasıyla açılıyor ve devamında bir yıl önceye atlama yapıyor. Bu kez aynı karakteri ilk anda tam olarak neresi olduğunu anlamlandırmakta zorlandığımız bir bölgede görüyoruz. İstanbul gibi bir metropolün parçası olduğuna inanmanın güç olduğu köyvari yerleşim yerindeki evinden çıkan Meryem, bu koca şehrin keşmekeşi içinde göründüğünde dizinin mekânsal algısı da genişlemeye başlıyor. Genç kadının yolculuğu şehrin “orta” yerindeki bir devlet hastanesinin mütevazi şekilde döşenmiş psikiyatri kliğine varıyor. Burası Peri’nin kliğini. Devamında tam anlamıyla “Beyaz Türk” etiketine uyacak bir ailenin yurtdışında okumuş kızı olduğunu öğreniyoruz Peri’nin. Yetiştirilme tarzından kaynaklanan şekilde başörtülü, yaşadığı mahallenin en saygın kişisi konumundaki “hoca efendinin” sözünden çıkmayan Meryem’e hasta-doktor ilişkisinin sınırlarını aşacak bir önyargıyla yaklaşıyor. Bunun sorunlu bir yaklaşım olduğunun farkında ve çareyi gayet şık dekore edilmiş, arkadaşına ait bir psikolog ofisinde arıyor. Birbirinin ardısıra gelen bu sahnelerle Bir Başkadır’ın mekânsal kapsamı şehrin farklı gelir gruplarına mensup insanları içine almaya başlıyor. Hikâye; Meryem, Peri, Peri’nin psikolog arkadaşı Gülbin (Tülin Özen), Meryem’in bir gece kulübünde güvenlik görevlisi olarak çalışan abisi Yasin (Fatih Artman), Yasin’in geçmişte yaşadığı travmatik olay sebebiyle psikolojik problemler yaşayan eşi Ruhiye (Funda Eryiğit), Meryem’in evine gündeliğe gittiği Sinan (Alican Yücesoy), Meryem’in yol göstericisi konumundaki hocanın elektronik müzik dinleyen kızı Hayrunnisa (Bige Önal) ve diğer karakterin birbirleriyle bir şekilde temas hâlindeki hayatlarının detaylarının ortaya çıkmasıyla açılıyor. İstanbul’ın çeperlerindeki bir köy evinde başlayan anlatı, ülkenin doğusundan bu şehre göç etmek durumunda kalmış, orta sınıf mensubu bir Kürt ailesinin evine, oradan da Sinan’ın rezidansına, Peri’nin ailesinin boğaza nazır evine doğru genişliyor. Bu farklı mekânların arası, bu çok geniş bir yelpazeye yayılmış karakterler ve onların birbirleriyle girdikleri büyükçe bir ağ gibi örülmüş ilişki zinciriyle kaplanıyor. Berkun Oya önce, bu çok karakterli, çok mekânlı yapıyı kurarken, toplumun birbirinden ayrılmış, farklı etiketlerle arketipleştirilmiş karakterlerin arasındaki görünmez duvarları hissettiriyor. Peri, Meryem ve onun çevresine yukarıdan bakıyor; Meryem, Sinan’ın evinde yaşananları ayıplıyor; Gülbin, ailesiyle iletişim kurmaya çalıştığında resmi ideolojinin çizdiği sınırlara takılıyor.

Bir Başkadır bu farklı düşünce yapılarına, ekonomik şartlara sahip karakterlerine hiçbir noktada yargılayıcı bir tonda yaklaşmıyor, parmak sallamıyor. Empatinin, diğer insanlara kulak kabartmanın öneminin altını çiziyor, kazandırılmış önyargıların, altında yaşamaya zorlandığımız şartları nasıl daha çekilmez hâle getirdiğini seyircinin yüzüne insani ve anlayışlı bir noktadan çarpıyor. Anlatı şekli olarak son derece modern bir yerde duran, güncel dizi formunun imkânlarını oldukça etkili şekilde kullanan bir yapım Bir Başkadır. Ama bir yandan da odaklandığı ülkenin gelenekleşmiş ya da kemikleşmiş lokal unsurlarıyla arasına mesafe koymuyor. Örneğin dizinin adının yazımında kullanılan tipografi ya da açılışlarda duyduğumuz müzikler, bu ülkenin sinematik geçmişini fazlasıyla çağrıştırıyor. Benzer şekilde diyalogların ve olayların arasına yerleştirilmiş, Esra Erol ya da fenomen hâline gelen dizi Çukur’u izlemek gibi detaylar Bir Başkadır’a buralı bir ton kazandırıyor, izlediklerimizi daha gerçek ve esaslı kılıyor; hikâyenin ayakları yere daha sağlam basıyor böylelikle.

Oyunculukların da bu hissiyatın tahsis edilmesinde çok önemli bir noktada durduğunu söylemekte fayda var. Hemen hemen tüm oyuncuların çok başarılı işler çıkardığı dizide, Öykü Karayel ve Fatih Artman kilit konumda olan karakterlerini canlandırırken kusursuza yakın oyunlarıyla Bir Başkadır’ı daha da güçlü kılıyorlar. Fakat dizinin çok karakterli yapısını kurarken kullandığı matematiğin bu gerçekliğe zaman zaman zarar verdiğini de söylemek gerek. Genel olarak bu temas durumu iyi kurulmuşken, özellikle Nesrin Cavadzade’nin canlandırdığı dizi oyuncusu Melisa’nin bu ağa dâhil oluşu ve devamında yaşadıkları biraz fazla tasarlanmış görünüyor.

Her saniyesinde orijinal ve hakiki olmayı başaran yapım, bu yönüyle ağır temposuna rağmen oldukça sürükleyici bir anlatıma sahip. Doğallığın çarpıcı yönleri, gözlemci olarak seyirciyi, her anın içine ortak ediyor ve şaşırtıcı tanıklık serüveni büyük bir hazza dönüşüyor. Seyirci her bölümü, aynada ilk kez kendini gören bir canlı gibi izliyor. Berkun Oya’nın giderek ustalaşan kalemi, aynı zamanda çok güçlü yazım teknikleri ve yoğun bir insan sevgisiyle bezeli hâlde.

Ön yargısız, ele aldığı her karaktere sadık kalarak ve saygı duyarak yazılmış senaryo. Birbirinden oldukça farklı yapılara sahip karakterlerin her birinde onları gerçek kılan özellikler, duygular ve zaaflar var. Senaryo o kadar doğal işliyor ki senarist sanki bunları yazmaktan ziyade karakterleri keşfederek oluşturmuş. Belki de bu yönüyle de diğer Türk yapımlarından oldukça farklı bir yerde duruyor. Netflix yapımları arasında da oldukça farklı bir yerde duruyor.

Yine anlatıyı oldukça güçlü kılan yönlerden biri de senaristin bu ön yargısız tavrını destekleyecek şekilde her karakterin kendi haklılık payına sahip olması ve varoluşsal hikâyelerinin ortasında yol alma aşamasında olduklarından hata yapma lükslerine saygı duyulması. Hiçbirine iyi veya kötü olma sorumluluğu verilmediğinden hepsinin bu kendi olma arayışı ve meselesine yaklaşım, bir yönden de Tanrısal bir bakış açısı mesafesinde duruyor. 




Bir Başkadır’ın sinematografisi, kamera kullanımı ve görüntü yönetimi tek kelimeyle tertemiz. Bütün tercihler oldukça başarılı, karmaşık şovlardan veya abartılı efektlerden uzak bir şekilde tamamen sadelik odaklı bir yaklaşım var karşımızda. Yıllardır alışık olduğumuz zoom üstüne zoom kullanan dizilerden uzak, neredeyse sinema filmi veya kısa film tadında kullanılan kamera izleyicide rahatlatıcı bir etki bırakıyor. Sonunda bir oh çekiyor ve insan gibi kullanılan bir kamera görüyorsunuz. Çünkü kamera burada bir amaç olarak değil doğru bir araç olarak kullanılmış ama yapılan bu doğru ve temiz tercihler, aynı zamanda izlerken yavan da hissettirmiyor. Gayet eli yüzü düzgün, ustaca kullanılmış bir sinematografi dili mevcut.

Senaryosunu yazdığı Masum‘la, ülkemizde dijital platformlarda yapılabilecekler adına umut veren Oya, Bir Başkadır’la seviyeyi çok daha yukarı çekerek bu alanda Türkiye’de yapılmış en kayda değer çalışmaya imza atıyor. Ufak tefek birtakım olumsuzluklarına rağmen gerek hikâyesi, gerekse bu hikâyeyi anlatma ve yan unsurlarla derinleştirme biçimiyle detaylı tasarlanmış bir dizi Bir Başkadır. Bir Başkadır, üzerinde yaşadığımız ülkenin kolektif bilinçaltını ve problematik yapısını dert edinen bir dizi. Berkun Oya’nın bu noktada daha tarafsız bir yerden hikâyesini anlattığı ve öykünün her parçasını ilmek ilmek işlediği ayrıca belirtilmeli. Berkun Oya’nın yazdığı ve sekiz bölümünü de kendi yönettiği Netflix dizisi Bir Başkadır, diğer birçok özelliğiyle birlikte bölümlerinin kapanış jeneriğinde kullanılan görüntülerle de anılacak muhtemelen.

Yorumlar

  1. Bilgilendirici bir analiz olmuş. Adeta diziyi izledikten sonra düşündüklerimi dile getirmişsiniz gibi hissettim. Sizden ricam eğer the night of dizisini izlediyseniz analizini yapar mısınız

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef izlemedim :( Ama fırsat bulduğum zaman izleyip yaparım tabii ki.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

PEAKY BLINDERS 6. SEZON

SİNEMA VE FELSEFE SEMPOZYUMU

HAFTALIK HABERLER -1-

4. DUVARI YIKAN YAPIMLAR

THE DARK KNIGHT İNCELEMESİ

THE MARVELOUS MRS. MAISEL İNCELEMESİ

FLEABAG HAKKINDA BİLMENİZ GEREKEN 11 DETAY

THE LORD OF THE RINGS: THE RETURN OF THE KING İNCELEMESİ

HAFTALIK HABERLER -2-

DISCONNECT İNCELEMESİ